25/11/2005 - Televizyonu Doğru İzlemek İçin 10 Uyarı |
Tüm dezavantajlarına rağmen televizyon çocuğu başka yerde bulamayacağı bir harikalar ülkesine götürür. Çocuklar televizyon sayesinde dünyanın uzakta kalan köşelerine giderler, geçmişe ve geleceğe yönelirler ve çeşitli sanatlar, bilimler hakkında bilgi edinirler. Burada vereceğimiz on uyarı ile en az riskle en çok faydayı sağlayabilirsiniz.
1. Şu anda mantıklı sınırlamalar getirin.
Televizyon izleme konusunda sınırlama getirmek için çocuğun okul çağına gelmesini beklerseniz bu iş daha da zorlaşır. Ne tip sınırlamalar koymak gerekir? 18. aydan önce bir çocuğun televizyona hiç ihtiyacı yoktur. 18. ayda günde yarım saat yeterlidir. İkinci yaşını geçtiğinde günde bir saat televizyon izlemesine izin verebilirsiniz. Ancak bundan daha fazla seyretmek çocuk için iyi değildir.
2- Sınırları koyun ve uygulayın.
Sınırlamaları koymak ve bunları uygulamak farklı şeylerdir.Belli bir süre televizyonu izledikten sonra tam saatinde televizyonu kapatmanız ve ondan sonra çocuğunuzun ilgisini başka yerlere çekmeniz gerekir. Televizyondan hemen sonra yapılacak uygun bir aktivite çocuğunuzun televizyona çok fazla alışmamasını sağlar.
Elbette tüm kuralların istisnası vardır. Çocuk hastaysa, uzun bir süre sakin kalabilmişse veya çocuğun en sevdiği programlar oynuyorsa daha fazla zaman tanıyabilirsiniz. Ancak kurallara bağlı kalın ve bunların bir istisna olduğunu anlamasını sağlayın.
3- Televizyon izleme zamanları belirleyin
Yemek zamanlarında televizyonu açmayın (ailenin bir arada olduğu saatler); ayrıca oyun saatlerinde, aile toplantılarında ve tatil günlerinde televizyonu kapatın.
4- Televizyonu beraber seyredin.
Çocuklar aileleriyle birlikte televizyon seyrederken daha az trans durumuna geçerler ve gösterilenlerle ilgili etkileşim kurmak mümkündür. “Şu at ne kadar gzel değil mi?”, “Bu palyaço ne komik.” “Uçan file ne oldu?” Televizyon izlerken siz kendi işlerinizi yapabilirsiniz( havuç soyabilir, faturaları dizebilir, bulmaca çözebilirsiniz) ya da çocuklarınızın blokları dizmesine, yap bozu tamamlamasına yardımcı olabilirsiniz. Çocuğu televizyon başında yalnız bırakmanız onu yabancı etkilere açık bırakmanız anlamına gelir; beraber seyretmeniz hatalı bilgileri düzeltmenizi, reklâmları kontrol etmenizi ve paylaştığınız veya paylaşmadığınız değerleri sorgulamanızı sağlar.
5- Televizyonu daha etkileşimsel hale getirin.
Televizyon programlarındaki karakterlerin resmini yapın, favori programlarda yapılanları tekrarlayın ve aranızda tartışın, olaylarla ilgili sorular sorarak çocuğunuzla beraber yorumlar yapın. Çocuğunuzun televizyondaki karakterlerle birlikte şarkı söylemesini, dans etmesini, resim yapmasını teşvik edin. Televizyonla beraber şarkı söylemek ve dans etmek aktif katılımı güçlendirir. Çocuğunuzun televizyondaki program hakkında görüşlerini bildirmesi de eğitimsel bir fayda sağlar.
6- Televizyonu çocuğunuza ilgi göstermediğiniz zamanların yerine geçecek birşey olarak kullanmayın.
Sürekli konuşan, çocuğunuzun sorularını asla yanıtlamayan ve çocuğunuzun endişelerini gidermeyen bir bakıcı tutmazsınız. Ama televizyonu bakıcının yerine koyduğunuzda bunu yapmış olursunuz. Sadece mutlak gereksiniminiz olduğunda bu yola başvurun.
Ayrıca televizyonu çocuğunuzu sakinleştirmek veya neşelendirmek için de kullanmayın. Çocuğunuzun soruları veya sorunları olduğunda onunla konuşmayı deneyin.
7- Televizyonu ödül ve şantaj amacıyla kullanmayın.
Televizyon ile iyi davranışlar arasında bir bağlantı kurmanız ya da onu televizyondan mahrum etmekle tehdit etmeniz televizyonu onun gözünde daha cazip hale getirir.
8- Olumlu bir model olun.
Çocuklar genelde söylediklerinizi değil de yaptıklarınızı taklit eder. Televizyonu kesinlikle sürekli açık tutmayın. Bazı özel şovlar dışında uzun uzun televizyon izlemek için çocuklarınızın yatıp uyumasını bekleyin. Evde sessizlikten hoşlanmıyorsanız radyoyu açın ya da teypten hem sizin hem de çocuğunuzun sevdiği müzikleri dinleyin.
9- Seçici olun.
Çocuğunuzun seyredeceği programları seçmeniz onun ne kadar ve ne zaman televizyon seyrettiğini kontrol etmek önemlidir. Bunun için:
Önceden Programlara göz atın. Mümkünse programları önceden seyrederek onun açısından uygun olup olmadığını belirleyin.
Onun yaşına uygun programları seçin.Küçük çocuklara yönelik hazırlanmış basit bir dille konuşulan, hoş karakterlerin olduğu, eğitsel değer taşıyan, şarkılar içeren programlar seçin. Çok fazla şiddet içeren programları seyretmesine izin vermeyin. Sizin değer yargılarınıza ters düşen programları da izlemesine izin vermeyin. Eğer evde daha büyük çocuk varsa küçük çocuğunuzun izlemesinin uygun olmadığı programlar sırasında onu oyalayın. Ayrıca, çocuk henüz yatmadıysa kendi seyrettiğiniz programlara da dikkat edin. Haberlerde genelde şiddet dolu olaylara yer verildiğinden çocuğunuz yattıktan sonra gece haberlerini seyredin.
Video. Videonuz varsa ona uygun programları kaydedin ve daha sonra beraber seyredin. Bu sayede kendinizi de sınırlamamış olursunuz. Acil zamanlarda kullanmak üzere kaliteli videolarınızı elinizin altında bulundurun. Reklâm içermedikleri için daha güvenli olduğunu düşünüp çocuğunuzun saatlerce video seyretmesine izin vermeyin. Televizyonun çocuğu aptallaştıran etkileri video kasetler için de geçerlidir. Hatta televizyonda birşey olmadığı zamanlarda da işe yaramaları nedeniyle anne babalar tarafında aşırı kullanımları söz konusu olabilir.
Çocuğunuz Büyürken Sizi Neler Bekler
Eisenberg, Murkoff ve Hathaway
Epsilon
|
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
24/11/2005 - Televizyonun Çocuklarda Oluşturabileceği Davranışlar |
Aşırı Beslenme Sendromu:
Televizyon izlerken çocuklar aşırı miktarda beslenirler ve trans durumuna geçerler; öyle ki metabolizmaları (vücudun kalori yakması) normalde dinlenme sırasında (örneğin hiçbir şey yapmadıkları zaman) saptanan düzeyin bile %16 altına düşer, bu rakam vücudun aktif olduğunda ölçülenden çok aşağıdadır.
Yetersiz Entellektüel, Fiziksel ve Sosyal Aktivite:
Televizyon izlerken çocuklar konuşup oynayamazlar, diğer çocuklarla ilgilenemezler, kitaplara bakamazlar ve bedenlerini ve zihinlerini çalıştıramazlar. Aşırı düzeyde görsel bombardıman altında kalmak uzun vadedeki mutluluk için hayati önem taşıyan becerilerinin gelişmesini önler. Kronik televizyon izleyicileri uyarı ve tatmin açısından televizyona bağımlı olurlar.
Obesite:
Çalışmalar son yıllarda çocuklardaki obesitenin %50 artmasından televizyonu sorumlu göstermiştir. Bunun nedeni çok fazla kalori alınmasıdır. Televizyon bağımlıları çok fazla kalori alırlar.(televizyon izlerken birşeyler yerler; reklâmların etkisinde kaldıkları için de yedikleri genellikle abur cuburdur.) ve çok azını yakarlar.
Yüksek Kolestrol Düzeyleri:
Aşırı beslenme sadece çocukların kilo almasına neden olmakla kalmayıp aynı zamanda kolestrol düzeylerini de arttırır.Araştırmalar, bunun hareketsizliğe ve kalp açısından sağlıksız bir diyetle beslenmeye bağlı olduğunu belirtmektedir. Ayrıca yapılan araştırmalarda televizyon seyretme konusunda iradesiz davranan anne babaların yağ tüketimi ve kolestrolu konusunda da kontrollu olamadıkları gösterilmiştir.
Saldırgan Davranışlarda Artış:
Bazı insanlar bunun tersini düşünse de, gittikçe artan kanıtlar anne ve babaların her zaman şüphelendikleri konuyu doğrulamaktadır: televizyondaki şiddeti seyretmek çocuklarda saldırgan davranışı körükler. En azından çocuklarda şiddete karşı duyarsızlık gelişir ve küçük izleyiciler bu konuda endişelenmekten vazgeçerler. (Filmlerdeki karakter, yumruk yer yemez bir yumruk attığına göre neden olmasın?)
Korkunun Artması:
Küçük çocuklar gerçekle gerçek olmayanı ayırt etmekte zorlanırlar. Hayal mahsulu olan şeyleri gerçekmiş gibi algılarlar çünki izledikleri her şeyi gerçek olarak değerlendirirler. Televizyonda olan şeyler onlar için kendi odalarında olanlar kadar gerçektir. Korku verici bir şovu izlerken korkmuyormuş gibi gözükseler de sonradan kâbus görebilirler.
Çocuklar okul öncesi döneme yakın bir zamanda gerçekle hayal olanı ayırmaya başladıkça (daha ilerki yıllara kadar tam olarak ayrım yapamazlar) haberlerde izledikleri olaylar (cinayetler, yangınlar, doğal felâketler, trafik kazaları, vs) gerçekten korku verici olmaya başlar. Küçük çocuklar aynı olayların kendi ailelerinin veya yakınlarının başına gelebileceğini düşünerek korkabilirler.
Değer Yargılarında Bozulma:
Çok az televizyon şovunda çocuklara olumlu değerler verilmeye çalışılır. (paylaşma, kibarlık, dürüstlük, tolerans) Onun yerine bir çok programda olumsuz değerler öğretilir (istediğinizi elde etmek için şiddet kullanın, yalan söyleyin, ne gerekiyorsa yapın ya da sizi popüler yapan şeyler, sahip olduğunuz şeylerdir vs)
Başa Çıkma Becerilerinde Azalma:
Çocuğun sorunu mu var, uykusu mu var ya da kızgın mı? Çözümü basit: televizyonu aç ve seyret. Uzmanlar televizyonu bu amaçla kullanan anne babaların çocuklarının hayatta karşılaşılan normal sorunlarla başa çıkmakta zorlandıklarını ve sorunları çözmeye çalışmak veya sıkıntıyı gidermek yerine kolay çözümlere yöneldiklerini ifade ediyorlar.
Entellektüel Ve Sosyal Gelişmede Gecikme :
Aşırı derecede televizyon seyreden çocukların daha az televizyon seyredenlere kıyasla okuma testlerinde daha düşük puan almaları ve okulda daha başarısız olmaları şaşırtıcı değildir. Bunun nedenleri çalışmaya ve okumaya daha az zaman ayrılması ve çok yüksek düzeyde beklentiler içine girilmesidir. (televizyondaki özel efektler ve olayların hızla geçişi sonucunda çocuğun ders dinlerken sıkılması) Çok fazla televizyon seyretmek , çocukların kitaplarla yakın ilişki kurmasını engelleyerek entellektüel gelişimini geciktirir.
Hayal Gücünün ve Yaratıcılığın Azalması:
Okuma zihinde birtakım hayallerin oluşmasını sağlar. Televizyon ise tüm sahneyi gösterir ve hayal gücüne ve yaratıcılığa yer bırakmaz. İstisnalar hariç televizyon programları, bu programları izleyen çocuklarda yeni fikirler oluşturmaya veya yaratıcılığı ortaya çıkarmaya yönelik değildir.
Bağımsız Oyun Oynama Becerilerinde Azalma:
Çok fazla televizyon seyreden çocuklar kendi kendilerine oyalanamazlar ve bunun için motivasyon hissetmezler. Televizyondan çok fazla uyarı almaya alışmış olan çocuklar oyunun gerektirdiği düşünce ve hayal gücüne sahip değillerdir.
Ailevi ve Sosyal Bağların Zayıflaması:
Bütün gün televizyon izleyen aile üyelerinin birbirleriyle ilişkileri zayıflar. Trans halinde televizyon seyreden bireyler kendi aralarında çok az iletişim kurarlar ve duygu alışverişinde bulunurlar.
Çocuğunuz Büyürken Sizi Neler Bekler
Eisenberg, Murkoff ve Hathaway
Epsilon
|
| • 4 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
9/11/2005 - Sapıklık Ötesi Programlar İçin Bir Şeyler Yapalım! |
|
Dün gece kardeşimle birlikte olabilmek için annemlerdeydim. Hangi kanal olduğunun bile farkına varmadığım bir haber programında, çok sevgili milli şaklabanımız -nerdeyse milli- Mehmet Ali Erbil, ne gibi bir kültürel varlık kazandırdığı uzun uzun araştırılması gereken programında, tecavüzcü coşkun gelmiş, deyip acaip ve de benim zekamın anlayamadığı türden bir espri yapıyor, buna karşılık orada bulunan seyircide kahkahalarla gülüyordu. Ardından yine çok sevgili ve de üstüne basa basa belirtmek istediğim sevimli, sempatik sunucumuza birileri cevizli sucuk hediye getirmiş, afiyetle midesine indiriyor. Ve nasıl bir olaysa azıyor!!! Sözüm ona yarışmacılara (erkek) saldırmaya başlıyor birden. Korkunç el kol hareketleri yapıyor.
Dehşetle olduğum yerde kaldım. İnanamadım gözlerime, kulaklarıma. Ya nasıl olur bu? İzlenirliliği böyle çok olan bir kanalda hem de ana haberlerde böyle bir pislik nasıl gösterilir? Nasıl haber yapılır? Ne gibi haber değeri vardır? Ben mi algılayamıyorum acaba? Zekam mı yetersiz? Nedir bu?
Bu sabah türlü hilelerle hakkı olduğu halde hakkı elinden alınmış, çok çalışkan ve kesinlikle azimli, hırslı, üretken, henüz iki haftalık müdür yardıcısı olan arkadaşımı ziyarete gittim. Çocuklardan konuştuk tabii doğal olarak. Çocukların uluorta, hiçbir utanma duygusu olmadan hatta çevrelerine aldırmadan yaptıkları hareketleri dinleyince bir başka arkadaşımdan irkildim adeta. Sosyal hizmetler uzmanı arkadaşımın anlattığı şeyleri dinlerken de böyle dehşete kapılmıştım. İlk okula gönderdiğim oğlumun peşisıra okula gidesim gelmişti o sıra. Ne demek tuvaletlerde elle taciz? Nasıl orta bölüme giden çocuklar ilk okula giden çocukları taciz edebilir? Sokakta nasıl umursamaz bu çocuklar birbirlerine yaptıkları iğrenç hareketleri? Ya benim aklım, hafzalam almıyor. Deliriyorum nerdeyse.
Akşam izlediğim çok sevgili Mehmet Ali Erbil proğramı geldi aklıma. Yine sinirlendim. E çocuklar bunları izliyorlar işte! Örnek ortada. Sapıklığı kendine meslek edinmiş, bundan para kazanan bir sunucu. Hepiniz böyle olmalısınız mesajı veriyor genç nesile. Ya bütün bunlara kahkahalarla gülen süper seyirciler! Nasıl alkışlarsınız? Nasıl yaa?
Bir sunucu ismi şuan sinirden aklıma gelmiyor, zamanın birinde bir halk için bir espri yapmıştı da adamın kariyerini sonlandırmıştı çok sevgili bakanımız. Hâlen daha görünmüyor ortalıklarda aradan yıllar geçmesine rağmen! Küçük ibo yine çok sevgili Hülya Avşarın proğramında kucağına oturdu diye kanun çıkartmıştı sevgili kadın ve aileden sorumlu bakanımız. Örnekleri çoğaltabiliriz. Hatta sizlerde ekleyin bu abuk listeye örneklerinizi.
Peki şimdi nerede bu kadın ve aileden sorumlu bakanlarımız? Şimdilerde pek ismini bilmediğim bakan olmadığı için haberimde yok, kim kimdir ne yapmaktadır? Çok sevgili RTÜK nerde acaba? Hadi ben izlemiyorum pek haberleri, diğer proğramları ama izleyen bilinçli, kültürlü toplumumuzun nadide fertleri nerdeler? Ya hiç mi korkmuyorsunuz çocuklarınızın sapık olmalarından? İlle Avrupa devletlerindeki insanlar gibi mi olsun çocuklarımız yani?
Lütfen bir düşünün. Ben mi abartıyorum, bir ben mi korkuyorum çocuklarımın sapık olmalarından? Benim kendi televizyonumun düğmesini kapatmamla çocuklarımı koruyamam ki... Etrafta bir dolu çocuk bu sınıflandıramadığım sapıklık ötesi proğramları izliyorlar. Lütfen. Tepkisiz kalmayalım arkadaşlar. Ben dün akşam çok üzüldüm, çokta sinirlendim, neden bir şeyler yapamıyorum diye. Ama yapacağım. Çünkü çok kararlıyım. Şimdi bu yazıyı gönderdikten sonra biraz daha bilgilenmek, bilinçlenmek için çıkıyorum, anne-çocuk eğitimi kursuna gitmek üzere. Size benim kadar sinirli olmayan bir gün diliyorum. Sevgiyle kalın, her şeye rağmen!
katre |
| • 17 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
6/11/2005 - ÖNEMLİ DUYURU |
BLOGCUDA BAŞLAYAN TEMİZEKRAN HAREKETİ KENDİ BAĞIMSIZ SİTESİMDE www.temizekran.com DA DEVAM ETMEKTEDİR.BLOĞLARINDA ESKİ BANNERLAR BULUNAN DEĞERLİ BLOGDAŞLARIN SİTE DE VE BLOGDA YER ALAN VE www.temizekran.com A YÖNLENDİRİLMİŞ YENİ BANNER KODLARINI BLOĞLARINA YÖNLENDİRMELERİNİ VE GÜNCEL GELİŞMELERİ ARTIK SİTE ÜZERİNDEN TAKİP ETMELERİNİ RİCA EDERİZ.
Bilindiği üzre her geçen gün büyüyen bu oluşumun kapıları aynı doğrultuda talebi olan herkese açıktır.Siz değerli dostlarımızın tüm katkılarına açık olduğumuzu her zaman bilmenizi ister aşağıdaki başlıklarda bize destek verebileceğinizi bilmenizi isteriz.
1- www.temizekran.com üye olarak
2- www.temizekran.com daki banerları site yahut blogunuzda yayınlayarak
3- Temizekran a yorum yazarak, yayınlanmak üzre yazı göndererek
4-Arkadaşlarınıza duyurup sitenin tanınmasını sağlayarak
5-Blog yada sitenizden temizekrana link vererek
Ayrıca bilgi ve yeteneğiniz doğrultusunda temizekran a katkı sağlayacak burada zikredilmeyen diğer hususlarda da katkıda bulunabilirsiniz.
TemizEkran Oluşumu |
| • 4 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
26/10/2005 - Ti-Vi |
Akşam saatlerinde yayınlanan Di-Zi'lerin trajik sonuçlarını aynı kanalda gündüz saatlerinde izleyebilirsiniz.
Her
Ti-Vi kanalının akşam saatlerinde mutlaka Di-Zi'leri var. Belli bir
yaşam tarzı izlettiriliyor o dizilerde. Sözümona güçlü erkekler, (kağıt
üstünde bile yaşamayan, mermer dışkılayan, asık suratlı zibidiler;
bunlara ülkemizde jön deniyor) sözümona "hanımağa"lar (yarım eşarplı,
yine asık suratlı, rüküş makyajlı, ihtiras küpü; türk sinemasının
"femme fatale"leri. Bize de bu yaş grubunda femme fatale'ler yakışır
doğrusu! 60+ !!!) Ve son olarak: kırılgan, zavallı, aşk budalası, kadın
bile olamayan manken fotoğrafları. Görevleri oyunculuk olan insanlardan
değil Di-Zi'lerin içeriğinden bahsediyorum. Bu aralar en popüler olan
format bu. Başka yan şablonlar da mevcut. Her biri bir diğerinin
benzeri ya da kopyası bu Di-Zi filmlerin. Çünkü kanallarımızın birinci
prensibi: Halk bunu istiyor.
Yarı saydam camın diğer tarafında
ise hayatlarını ekmek parası mücadelesi, "yetinmek", didinmek, bin bir
türlü sıkıntı, ödenmesi gereken faturalar, çoluk çocuğun hastalığı,
okul masrafları ile geçiren aileler. Ti-Vi bu insanlar için bir kaçış.
Ti-Vi'de yayınlanan, içinde güç ve ihtiras savaşlarının olduğu
yukarıdaki tiplerin ara sıra aşk olarak nitelenebilecek "ölümüne
sevdalar" yaşadıkları dünya ve yaşam tarzı şovu Ti-Vi izleyen insanlar
için bir kaçış. Gerçeklerden ve, o sihirli düğme kapatıldığında
bekleyen faturalardan bir kaçış. Bir yolu olsa da o düğme hiç
kapatılmasa! O Di-Zi'lerde ve magazin programlarında gösterilen yaşam
tarzı arzulanan bir objeye dönüşüyor, fetiş haline geliyor zamanla.
Düşünün ki kafeslerde yaşayan bizleriz ama bu kez onlar bizi değil biz
onları izliyoruz bu insanat bahçesinde...
Gece bitip de
Di-Zi'lerin o harika dünyası sona erince (ama iyi haber; her geçen saat
bir sonraki Di-Zi gecesine yaklaşmak anlamına da geliyor) muhteşem
sosyal içerikli kadın programlarımız başlıyor aynı Ti-Vi kanallarında.
Bir gece önce izlediği yaşam tarzını yaşadığı evde göremeyen 14-15
yaşındaki kızların kaçış öyküleri, kocasını ya da karısını aldatan
"Di-Zi yaşam tarzı" tutkunları, bir kurtarıcı olarak yine soluğu Ti-Vi'lerde alan camın diğer tarafındaki "halk"... Yani
akşam saatlerinde yayınlanan Di-Zi'lerin, gösterilen yaşam tarzının,
trajik sonuçlarını aynı kanalda gündüz saatlerinde izliyorsunuz...
"Kazanan
taraf" olma şansınız yok. Yarı saydam camın her iki tarafı da
kaybediyor aslında. Kazanan yok bu büyüde. Büyüyü yapan da büyülenen de
kaybediyor.
Ti-Vi izlemeyin. İlla ki izleyecekseniz haber
izleyin ama bu kez de gördüklerinize sakın inanmayın. Çünkü o haber
size gelene kadar kimbilir kaç kez denetim ve uygunluk testinden
geçiyor! Kendi yaşam tarzınızı kendiniz seçin, etki altında kalmayın.
İnsan kendisi gibi olmaktan utanır mı hiç? Sahip olduklarıyla mutlu
olan bir insan bu dünyada istenmiyor, unutmayın. Çünkü o insan iyi bir
tüketici değildir. Bkz. John Carpenter - They Live.
Düşer ve Erdemler Blog'undan alınmıştır.
|
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
26/10/2005 - TURKTELEKOM ADSL SOYGUNU! |
Yaşanmış gerçek bir hikaye. Kurumsal hırsızlık yöntemi!
Konuyu, Tv ile ilgili olmadığı halde buraya aldığım için TemizEkran editör ve destekçilerinden özür dilerim. Yaşamış olduğum bu sorun TEP! Toplantısına katılmamama neden olup, Temizlik kapsamını daha genişletelim mi sorusunu doğurmuştur? Anlayışla karşılamanızı diliyor Değerli yorum ve önerilerinizi bekliyorum.
Beni bu yazıyı yazdırmaya mecbur ettiller. Başımdan geçenleri aynen buraya yazıyorum.
Yaklaşık, 5-6 aydır ADSL abonesiyim. Geçtiğimiz beş ay içerisinde sorunsuz bir şekilde adsl hizmetini alıyordum. Ne olduysa son 10 gündür, Anlaşılmaz bir şekilde bir arızalar silsilesi başladı. İlk bir kaç gün bunu pek umursamadım. Doğal olarak bir internet kullanıcısı olarak, İnternetsiz yapamadığımdan bu proplemi çözmek için, Turktelekoma telefon açmak istedim. ve öylede yaptım. Bir kaç kez üst üste telefoon açtım turktelekom'un Adsl Destek hattı 444 0 375 numaraya. Buraya kadar herşey normal. Her seferinde bana geri dönüş yapmak için, telefon numaramı bildikleri halde size ulaşabileceğimiz bir numara verin (hadi bunu kabul ettik, olur ya bizim kullandığımız bir kaç telefon hatımız vardır) verdim bende her seferinde numaramı tekrar tekrar, geri dönüş, aranmak mı? hak getire!! yok hiç kimse bu konu ile ilgili beni aramadı. ve arıza gittikçe dahada büyüdü. Eskiden hat beli bir süre gelip giderken, bu süreler de çok kısalmaya başladı hadi bu da normal. Tepemin attığı ve ve bana göre bu yolla turktelekomun soygun yaptığı bu uygulama beni çileden çıkardı. Adsl ile ilgili sorunumu bildirmek için telekomun Destek hattını her arayışımda, Operatörü beklemek için, değişik süreler söylendi, en kısa bekleme süresi 6- en uzun ise 10 dakika. ilk bir kaç gün bunu pek umursamadım. sonra düşününce, insanın tepesinin atmaması elde değil. söyledikleri süreden önce telefonu açmak mı? tövbe sanki bu süreden önce cevap vermek günah. Yok hiç bir şekilde süre dolmadan cevap vermiyor operatör! 444 0 375 numarayı son aradığımda, bekleme süresi 10 dakika dedi sistem. tam 11: 30 saniye geçtikten sonra telefona birisi cvp verdi. sorunumu bildirdim. ve tabi başımdan geçenleride. Operatörün bana tavsiyesi? gece arayın daha kısa sürede yanıt verilir size. sorunum devam ettiğinden. bari öyle yapım dedim ve gece de aradım saat 02: 30 gibi, Sistemin azami bekleme süresi 10 dakika demesine rağmen, tamı tamına 21 dakika sonra cevap alabildim operatörden. Yine bildik prosedürden geçtik. Daha önce uygulanan arıza bildirimlerinin aynısı bildirdim. kayıt alındı bakalım ne olucak. Operatöre sordum 21 dakikadır bekliyorum (operatörü suçlamam mümkün değil, uygulamayı yapanlara kızıyorum) Operatorun, ki bir önceki aramamda da başka bir operatörde aynı şeyi söylemişti. Bu şekilde çok tepkiler alıyoruz. Bu operatörde aynı şeyi söyledi. bre be kardeşim, Bu kadar tepki alıyorsunuz bu durumu düzeltmenin bir yolu yokmudur? vardır elbet! Ama düzeltmiyorlar! 1 milyon Adsl kullanıcısı var bunun 100 binine arıza bulaştırsınlar ve bu 100 kişi en az iki şer kez, Adsl destek hattı 444 0 375 numaralı telefonu, en iyimser süre olan 6 dakikalı bekleme ile aradıkları takdirde ortaya çıkıcak telefon ücretinden telekoma gelecek olan geliri varın siz hesap edin?? Yoksa buraya ayda 500 ytl ile fazladan bir kaç destek elamanı almak çok zor birşey değil. hadi eleman almıyorsunuz öyle ya masraflı oluyordur! Sistem değişemez mı? değişebilir gayet tabi. şöyle yapılabir bunu çoğu özel şirket uyguluyor. Ararsın yine
aynı hattı bilgisayar aracılığı ile arıza kaydı alırsın. bu çok zor ve pahallı bir sistem değil. Ama sanırım bu telekomun işine gelmez. çünkü bu sistemde rant var. Ban göre uygulanan bu sistem hırsızlıktan başka hiç birşey değil. Bu bir kurumsal soygun yöntemidir. Yazık ya günah bize! 10 gündür arıyorum. 10 seferde, Tüm aramalarımda bekleme sürelerini topladığımda yaklaşık bir saat kadar bekletildim telefonun diğer ucunda, ve faturada bu bekleme süresi bana yansıyacak, para ile hizmet aldığım, kurumun, bana vermesi gerektiği hizmeti akstattığını kendilerine bildirmem için de ayrıca para ödüyorum. hemde tuzağa düşürülerek hatta ve hatta param çalınarak. Bu konuyu mutlaka basına ve ilgili birimlere yazıcam ve hukiki (adalet ve hukuk sistemine de pek güvenim kalmadı ama) süreci araştırıcam, yolu varsa telekomu mahkemeye vermeyi düşünüyorum. hemde tazminat ödeterek. Nasıl ki faturamı bir gün geç ödediğimde, Benden geçikme faizi alıyorlarsa, benimde bu konuda hak talep etmem en doğal hakkım olsa gerek.
Temizlik diyoruz, Temiz toplum diyoruz, Hangi bir yere bakıyorsan bir vurdumduymazlık! belediyeler yol yapar, altı yedi ay ömürlük. normal sağanak yağışlı bir havada bu yollarda açılan çukurlarda yüzlerce binerce araç hasar görür. Bu araçların gördüğü hasarı hangi belediye karşılıyor veya hasarı ödüyor. bu basit bir örnek. batıda bu tür şeyler oluyormudur ben şahsen sanmıyorum. yazık ya!!
Batı diyoruz, Avrupa diyoruz, AB diyoruz, Ama üçüncü dünya ülkesi Yönetim tarzından bir türlü çıkamıyoruz! Basit bir Adsl sorunu için ne kadar çok konuştum değil mi?
İnsan üzülüyor be! |
| • 12 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
25/10/2005 - TemizEkran ve SeyirciKalma Platformlarının Görevlileri |
Platformumuzu sürekli ve daha aktif kılmak için bir toplantı yapmak istiyoruz. Toplantıda öncelikle platformun ana yolu çizilmeli ve bu işi sürdürebilecek, emeğini katabilecek üyelerimizi belirlemeliyiz.
Toplantı "msn messenger" üzerinden ve akşam saatlerinde yapılacaktır. Toplantıya veya platforma aktif katılmak isteyenler yazışma için bir eposta ve msn messenger için bir eposta adresini Genel Sekreterimiz Nimpi'ye ya da TemizEkran adresine bildirmeleri..
Destekleyen üyelerimizin bloglarına buradaki bannerlardan birini koymalarını rica ederiz.
Toplantı gün ve saati oluşturulacak bu eposta listesine bildirilecektir.
Saygılarımızla
TemizEkran Platformu
|
| • 9 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
21/10/2005 - televizyon tarafından yönetildiğinizi biliyormusunuz ? |
|
O SENİN EFENDİN OLMAMALI. |
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
20/10/2005 - televizyonun çocuklar üzerindeki etkileri |
0-3 yaş gurubuna etkiler
0-3 yaş için TV bazı durumlarda ciddi sıkıntıların kaynağı olabilmektedir. Ailelerin sosyoekonomik zorlukları , çalışan annelerin durumu , çocuğun-ilgilenilmesi gereken - ek kardeş durumu , anne babaların kendilerine ait sorunları ,yapılması gereken ev işleri , anne babaların sosyoekonomik zorluklardan dolayı ek işlerde çalışmaları , anne babalardan birinin veya ev içerisindeki bireylerden birinin kronik hastalığı , ailelerin kendi psikososyal ihtiyaçları için zaman ayıramaması , anne babaların kendilerinin psikiyatrik sorunları , istenmyen hamilelik sonucu bebeğin doğmuş olması , çocuğun bedensel bir hastalığının olması ve buna benzer sayacağımız onlarca etken nedeni ile anne ve babalar çocuklarına yeterince zaman ayırmamakta veya ayıramamaktadırlar. Bu nedenlerden dolayı anne babalar isteyerek veya istemeyerek çocuğu ile fazla ilgilinememekte çocuğu ile ilgilenme fiziksel bakım ( karnını doyurma , altını temizleme vb. ) ötesine çok fazla geçememektedir.
Bu dönemde çocukların duygusal doyum sağlaması ve onun ile her bakımdan ilgilenilmesi onun sağlam ve güçlü bir psikolojik yapısının oluşmasına zemin hazırlar. Bu dönem için bebeği okşamak , kucaklamak , onun ile konuşmak , sevildiğini hissettirmek , onun ile oynamak, onun ile birlikte vakit geçirmek , onu gezdirmek, psikomotor ve psikososyal yönünün gelişimine çok büyük katkılarda bulunur. Bebek ile birlikte vakit geçirmek , onun insanlar arası ilişkilere yabancılaşmasını engeller ve ilgilenen bakıcısı vasıtası ile önce karşısındaki bireyi , aile ortamını ve yavaş yavaş sosyal çevresini tanımasına yol açar . Bu bağlanma yolu ile önce anneye karşı bir ilişki gelişir . Bu durum anne karnında başlar ve bebeklik döneminde devam eder. Çocuk bu bakım veren aracılığı ile iletişim geliştirmeye , kendini ifade etmeye , ihtayaçlarını anlatmaya çalışmaya , kısacası sosyal ortamın gereklerini yaparak yanında ve çevresinde bulunan insanlar ile iletişim ve etkileşim içerisine girmeye başlar.
Çocuk sosyal ortamda iletişimin temel esası konuşma olduğu için konuşmayı öğrenmek zorundadır. İnsanlar tarafından sevilmek için onları anlamak onların duygusal uyarılarına cevap vermek zorundadır. Çocuk sosyalleşmek ve iletişimini kurmak için etrafındakilerden özelliklede bakım veren kişiden teşvik almak zorundadır. Bu çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ( yiyecek , giyecek , temizlik , koruma vb) , onun dertleri ile ilgilenmek , onun ile birlikte vakit geçirmek , onu öpmek , okşamak, konuşmak , oynamak vb gibi yapılan girişimler ile çocuk sevildiğini hissettirerek , onun için , psikososyal gelişim için bir teşvik oluşturmalıdır. Konuşma , etraf ile ilgilenme , sosyal ortamların gereklerini yerine getirme , insanlar ve yaşıtları ile ilgilenme , ihtiyaçlarını insanlara anlatma , insanlara duygusal yakınlık kurma ,cansız varlıklardan çok canlı varlıklar ile ilgilenme gibi bir çok psikososyal faktör çocuklarda bu iletişim ve etkileşim ortamında kendileğinden meydana gelmeye başlar .
Bütün bunlardan bahsetmemizin nedeni , bizim meselemiz ile yakından ilgili olmasından dolayıdır. Çocuk cansız bir varlığın karşısında , duygusal ve sosyal uyarıdan mahrum , sevgiden ve bağlandığı kişiden uzak ,çocuğun konuşmasına , bakışına , gülümsemesine karşılık vermeyen , gönderdiği iletişim ve etkileşim mesajlarına cevap vermeyen, sert , soğuk bir cismin karşısında kaldığında ( ne kadar ses ve görüntü olursa olsun çocuk onları yorumlayacak ve kabul edecek durumda ve psikososyal seviyede değildir ) biraz önce saydığımız sosyalleşme ve bireyselleşme ve kendiliğinden gelişecek olan psikososyal yönlerin hepsi eksik veya yetersiz kalacaktır. Neden küçük çocuklar için bu biraz daha sıkıntılı bir durum ? çünkü çocuğun busosyal ve duygusal eksikliği telafi edeceği arkadaş ve sosyal ortamı , konuşmak veya vakit geçirmek için gideceği ikinci bir ortam ve bunu telafi edebilecek psikomotor ,psikososyal yeterlilik henüz gelişmemiştir ayrıca alternatif bir gelişim ortamı yoktur .
TV karşısında 0-3 yaş arasında aşırı miktarda kalan (günlük 1-2 saatin üzerinde ) çocuk , ailede ve özellikle de bakım veren kişide eşlik eden yukarıda saydığımız diğer etkenler de varsa , sosyal gelişim (duygusal etkileşim ve karşılık verme, sosyal ortamlara uyum , insanlar ile ilgilenme , onlara yakınlık gösterme , yaşıtlarına ilgi vb) , ve iletişim ( konuşma , anlamlı jest ve mimikler , heceleme , agulama , ses çıkarma , cümle kurma vb.) için gerekli olan fonksiyonların gelişiminde gecikmeler veya yetersizlikler görülür. Bu duruma yani iletişim ve etkileşim bozukluğuna yol açabilecek diğer nedenlerin olup olmadığı incelenmelidir. Bütün bu nedenlerden dolayı bebekler için sevgi ,duygusal ilgi ve birlikte geçirilecek vakit yerine çocuğun TV karşısında kalması son derece sakıncalıdır.
Bu dönemde uzun süre çok aşırı miktarda TV karşısında kalan çocuklarda başka hazırlayıcı nedenler yok ise , başka nedenler de eklenerek bazı psikiyatrik tablolar gelişebilir. Bu tür çocuklarda etrafa karşı ilgisizlik , seslenince bakmama , göz kontağı kurmama , insanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik , onlarla duygusal ve sosyal iletişime geçmeme , kendi halinde olmaya çalışma , kendi etrafında dönme , sallanma , aşırı derecede cansız nesneler ile ilgilenme , konuşmama , cümle kurmama , iletişim ve etkileşimde problemler , duygusal olarak karşılık verememe vb. bir çok belirti görülebilir. Bu nedenle ane babaların özellikle bu yaş için TV izleme konusunda sınırlamalar ile birlikte durumu yönlendirmeleri , normal psikomotor ve psikososyal gelişim için uygun olur.
Aynı zamanda bu yaş içindeki bir bebek veya küçük çocuk ile hem anne hem babanın , mümkün olduğunca fazla vakit geçirme ,onunla oyun oynama , konuşma , sevdiğini belli etme , duygusal yakınlık gösterme , onun ile gezme , onun fiziksel bakımını ihmal etmeme , onun normal gelişim basamakları konusunda dikkatli olma , onun diğer çocuklar ile etkileşim ve iletişimine zemin hazırlama , sadece onun için belli zamanlar ayırma , ona masal anlatma vb. bir çok faaliyeti günlük hayat içerisinde yapmaları uygun olur.
4 -7 yaş çocuklar ve TV
Bu yaş grubunda çocuğun gelişimi ile ilgili önemli adımlar atılır. 0-3 yaş grubunda olduğu gibi çocuğun gelişimi bu dönemde de çok hızlı bir şekilde devam eder. Bu dönemde anne baba , arkadaş ve sosyal çevre ile etkileşim ve iletişim belirgin olarak artmış ve artık erişkinlerle birlikte belirgin olarak uyum sağlanmıştır. Bu dönemde gerek dil gelişimi , gerek motor gelişim de önemli aşamalar kaydedilir. Bu dönemde çocukta ki etkilenmeler hayat boyu çocuk için çok önemli olmaktadır.
TV nin bu dönemde çok aşırı izlenmesi çocuğun dil ve sosyal gelişiminde bazı sıkıntıların ve eksikliklerin oluşmasına neden olabilir. Bu dönemde çocuklar TV de gördükleri görüntüleri tamamen somut olarak yorumlarlar yani çocuklarda tam olarak soyut düşünce gelişmediği için gerek çizgi filmler gerek filmler de görülen görüntüler olduğu gibi algılanır. Çocuk bütün bunları olduğu gibi uygulamaya çalışabilir. Yani çizgi filmde gördüğü bir hareket veya sahneyi olduğu gibi yapmaya çalışabilir. Çocuk için bu dönemde şiddet içeren ve aşırı abartılı konulardan oluşan çizgi filmler oldukça sakıncalı olabilir. Bilinçaltı şiddet duygularının yerleşmesine neden olabilir . Aynı zamanda çocuğun bu dönemde izleyeceği gerilim, korku veya aşırı şiddet içeren görüntülerden çocuklar oldukça aşırı etkilenebilir , bu durum onları akla gelen görüntüler ve düşünceler ile günlerce rahatsız edebilir. Ek olarak çocukta uyku bozukluğu , yalnız kalmak istmememe , korku ve endişe duyguları yerleşebilir ( klinik ortamda bunun örneklerini görmekteyiz ) . O nedenle anne babaların bu dönede izlenen programlara özellikle dikkat etmesi gerekir.
Çocuğun sosyalleşmesi , yakınları ile diyalog kurması , sosyal adaptasyonu , dil gelişimi ve buna benzer konular TV izleme ( aşırı miktarlarda ) ile eksik kalabilir. Bu yaşlardaki çocukların eğitici programlar harici özellikle şiddet içeren ve çocuklar için travmatik olacak görüntülerden uzak kalmaları uygun olur. Bu hazırlıksız karşılaşılan görüntüler onlarda bilinçaltı kaygı , gerilim , korku , şiddete eğilim gibi sıkıntılara yol açabilir. Amerika ve Avrupada uzmanlar küçük yaşlarda gösterilen şiddet davranışlarının önüne geçmek için çok büyük gayretler sarfetmekte ,özellikle son zamanlarda okullarda gösterilen şiddet olaylarından sonra meselenin öneminin daha da arttığı anlaşılmaktadır . Mühim olan ve yapılması daha basit olan şey çocukların ruh sağlığı bozulmadan koruyucu önlemlerin alınması gerekliliğidir.
Unutulmamalıdır ki çocukluk çağında görülen her görüntünün , duyulan her sesin , karşılaşılan her iyi ve kötü muamelenin muhakkak ileriki yıllarda bir yansıması olacaktır. Bu nedenle TV gibi iletişim araçları eğitim amaçlı olarak kullanılmalı , eğlence amaçlı ise belli sınırlarda kullanılmalıdır. Özellikle anne babalar, aile olarak birlikte izledikleri programlar konusunda oldukça seçici davranmalıdırlar . Bütün bunlara ek olarak , aşırı ve uygunsuz TV izleme durumunda , daha çok geç saatlerde izlenmesine müsade edilen programlar ile çocukların uyku ritmi bozulmakta , vakit ve motivasyon eksikliğinden dolayı çocukların oyunlar ve değişik aktiviteler ile kazanacakları motor beceriler yetersiz kalmakta , çocukların arkadaş ortamlarında kazanacakları sosyal adaptasyon yeteneği istenen seviyede olmamakta , ince motor becerilerin gelişimine ve anne babanın eğitimi için gerekli vakit azalmakta , bu yaş için gerekli olan fiziksel hareketlilik ile enerji atımı eksik kalmakta , TV nin çocuklar için bir miktar katkısı olsa bile genel olarak dil , sosyal ve motor gelişimde sıkıntılar gözlenmektedir. Bu durum eğer anne babanın çocuğu için yeterli vakit bulmasında sorun varsa , çocukta ek olarak psikiyatrik sıkıntılar varsa , çocuğun gelişimini destekleyecek diğer faktörler eksik ise daha da büyük sıkıntı olmaktadır.
7-12 yaş arası çocukların durumu
Bu dönemdeki çocuklar genelde ağır eğitim şartları içinde olan grubu oluşturmaktadır. Aynı zamanda TV nin eğitim amaçlı kullanımından daha fazla yararlanacak bir yaş grubunu oluşturmaktadır. Yukarıda saydıklarımıza ek olarak bu yaş grubunda soyut düşünce yerleşmeye başlamış olmasının etkileri görülür. Çocuklar TV deki görüntülerden etrişkin düzeyinde etkilenmeye başlarlar. Yukarıda değindiğimiz gibi bu yaş grubunda da şiddet içeren , korku ve gerilime neden olan sahnelerin çocuğun gelişiminde problem oluşturacağını söylemek gerekir. Yukarıda bahsettiğimiz iletişim ve sosyal adaptasyon üzerine etkileri 0-3 yaş ve 4-7 yaş grubundaki kadar negatif şekilde olmaz . Çocukların bu yaşlardan itibaren TV üzerinden kazanımları eğer iyi yönlendirilir ve seçici davranılırsa devam eder. Bu yaştaki çocukların ders ve okul saatleri de göz önüne alınarak TV izleme saatleri uygun bir şekilde sağlanmalıdır. TV izlemenin aşırılığı durumunda çocuğun sosyal aktivitelerinde , arkadaş ilişkilerinde , ders başarısında , sportif faaliyetlerinde , yaşa uygun becerilerin geliştirilmesinde sorunlar yaşanabilir.
Konuşma ve dil gelişimi iletişim ve sosyal hayatın en önemli öğesidir. Kişi iletişim araçları ile kendini ifade eder ve hayatını devam ettirir. Konuşma ve iletişimin eksik kaldığı bir hayatta bir çok sıkıntının gelişmesi açısından zemin hazırlanmış olur. Çocuk ilk doğduğu günden beri sürekli olarak psikososyal ve psikomotor gelişim süreci içerisindedir. Dil gelişimi de belli ölçüde doğumdan itibaren gelişmeye başlar. En ideal olanı çocuğun yaşına uygun konuşma becerisine kavuşması ve bu yönde herhangi bir gelişimsel bir sıkıntı oluşmamasıdır. Çocuğun zamanında konuşması, psikososyal gelişimin aşamalarının düzenli olması , çocuğun sosyal ilişkilerinin ve gelişiminin normal olması , zeka ve öğrenme kapasitesinin normal seviyeye gelmesi , ulaşması gereken gelişimsel dönemlere varması için gereklidir. Konuşma bu kadar önemli olduğuna göre isterseniz konuşmanın zamanı ve bunu pozitif ve negatif yönde etkileyen etkenleri gözden geçirelim.
Genelde bütün çocukların konuşması ve dil gelişiminin olması için yapısal olarak sinir sistemi , sinir sistemi ile dil kasları arası yollar , ağız -damak -dudak -diş yapısının doğuştan normal olması gerekmektedir. Bunlarda ki herhangi bir doğumsal sıkıntı ve eksiklik veya sonradan oluşabilecek bozukluk, çocuğun konuşmasını negatif yönde etkileyecektir. Bu normal anatomik yapıyı kötü yönde etkileyebilecek bir çok hastalık mevcuttur. Bu hastalıkların hamilelik döneminde annede ve çocukta gelişmesi veya doğum sonrası çocukta gelişmesi ile bu normal anatomik yapı bozulabilecektir. Bu hastalıkları tek tek saymak oldukça uzun ve geniş kapsamlı olduğundan , şu anda fazla ayrıntıya girmeden temel konuları aktarmak istiyorum.
Çocukların genelde ilk altı ayında yavaş yavaş heceler çıkmaya başlar ( ma ma , ba ba , da da vb ) , 12 aydan itibaren kelimeler çıkmaya başlar ( anne , baba, mama , dede vb ) , 18 aydan itibaren de cümle kurmaya başlar (anne gel , baba ver vb ). Bu gelişim dönemlerinin çok gerisinde kalan çocukların genel olarak konuşma yönünden incelenmesi gereklidir. Zira gözden kaçırılacak bir durum çocuğun iletişim sorununa ikincil olarak , normal zeka gelişimini , sosyal gelişimini kötü yönde etkileyecektir. Bu arada bazı çocuklar hiçbir problemi ( anatomik ve psikiyatrik ) olmadığı halde geç konuşmaya başlamakta ve konuşma geç olmaktadır. Ama anne babalara tavsiyemiz , belli bir dönem beklendikten sonra hala konuşmayan çocuklar için gerekli incelemeleri sağlamaları uygun olur.
Konuşmaya negatif etki eden , yani geç konuşmaya neden olan yada istenen konuşma seviyesini engelleyen durumları belirtmek yerinde olur. Bunun en sık karşılaşılan nedenleri arasında zeka sorunlarını saymak yerinde olur , Zeka olarak yaşıtlarına göre geri olan çocuklar , yaşıtlarından daha geç konuşmaya başlayacaklardır.
İşitme sorunu olan çocuklar dış dünyadan hiç bir ses işitmedikleri ve uyaran almadıkları için konuşma sorunu onlarda da yoğun bir şekilde olacaktır. Çocuğun konuşma mekanizmasının ve yeteneğinin gelişmesi için dış dünyadan ses olarak uyarı alması , bunları algılaması , yorumlaması , ayırt etmesi ve bunun sonucunda ona benzer sesleri çıkartması süreci gereklidir. O nedenle konuşmayan çocuklarda işitme yönünün incelenmesi uygun olur , özellikle sık olarak otitis media ( orta kulak infeksiyonu ) geçiren çocuklar için bu konuda dikkatli olunmalıdır.
Konuşma ya negatif etki edecek diğer bir durum ise çocuğun görme sorunu olmasıdır . Bu durum işitme sorunu kadar probleme yol açmasa da çocuğun etrafında olup biteneleri görmesi , nesneleri tanıması , isimlerini öğrenmesi , diğer çocuklara uyum sağlaması açısından , görme özürünün olması ,konuşma açısından sorun olabilmektedir.
Bir başka neden olarak sık havale ve epilepsi geçiren çocukları örnek olark verebiliriz . Bazı çocuklar normal konuşmaya başladıkları halde , hatta bazı cümleler kurmalarına karşın geçirdikleri havaleler ve epileptik nöbetler çocukların beynindeki işitme merkezi veya ilgili bölümlerde zarara yol açarak , konuşma açısından ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenle anne babaların çocuklarının havale geçirmesini engellemeleri önemlidir. Bu durumu olan çocuklarda EEG (elektroensefalografi) çekilerek kolaylıkla havale ye bağlı sorunlar tespit edilebilir.
Bir diğer neden olarak kendi halinde olan , çok fazla uyarı almayan çocuklarda , geç konuşma ve iletişim sorunları olabilmektedir. Çocuğun doğduğu andan itibaren insanlar arasında olması , onunla konuşulması , sevilmesi , oyun oynanması onun gerekli çevresel uyarıları alarak konuşmasını hızlandıracaktır. Diğer yandan etrafında fazla insan bulamayan , kendi halinde kalan çocuklarda bu gelişim geri olabilmektedir.
Yukarıda bahsedilen soruna paralel olarak özellikle 0-3 yaşta izlenen TV ye (saatlerce müzik , reklam izleme ) bağlı olarak çocuklarda dış dünyadan kopma , kendi halinde olma eğilimi , insanlardan ve insanlar arası ilişkilerden uzaklaşma , nesneler ile daha fazla ilgilenme , duygusal alışverişten vazgeçme , konuşmama , yaşıtları ile ilgilenmeme , seslenince bakmama gibi bir durumun olduğu bir psikiyatrik tablo gelişebilir. Buna bağlı olarak çocukların konuşması gelişmez veya geliştikten sonra gerileyebilir. Bu durum geç farkedildiği zaman konuşma sorununun yanısıra bir çok sorunun eşlik ettiği otistik özellikler gelişebilir . Anne babaların bu kritik yaşam evresinde ( 0-4 yaş ) çok fazla TV izlettirmekten kaçınmaları yerinde olur.
Ayrıca düzenleme bozuklukları , yaygın gelişimsel gerilikler , kronik depresyon , çocukluk çağı psikozları gibi bir çok hastalıkta ve çok merkezi sinir sistemini tutan hastalıklarda konuşma sorunları yaşanmaktadır
|
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
NEDİR T.E.P
Son yıllarda, televizyon kanallarında oluşan bozulma/kirlenmeye tepki amacı güden ve bu durumun değişmesi için çaba harcayan internet üzerinden hareket eden bir platformdur.
Bize yorumlarınız ile güç, hazırladığımız bannerlerı sayfalarınızda yayınlayarak destek verebilirisiniz.
TemizEkran Platformu
|